Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 12, 2011

Hastir öyle mi? (Yılmaz ÖZDİL)

Noel arifesi...

Lefkoşa.


Kumsal Mahallesi.
Numara 2.
Tek katlı, bahçeli ev.
Saat 22 suları.
Hava ayaz.
Boğuk, tok vuruşlar yırtıyor geceyi aniden, trok trok trok...
Kalleş, basıyor.
*
Mürüvvet Hanım, lambaları söndürüyor telaşla... Hakan kucağında. Uyuyor. Bebe. 10aylık... Dalıyor çocukların odasına, öbür koluna Kutsi’yi alıyor, 4 yaşında... “Kalk Murat”diyor bi yandan... Gözlerini ovuştura ovuştura kalkıyor Murat, henüz 6 yaşında. Eteğinin ucundan tutuyor anasının geceliğini... Dışardan hüzün abajuru gibi sızan sokaklambasının cılız ışığında, hayalet misali, parmaklarının ucuna basa basa banyoya süzülüp,dördü birden “küvet”e giriyor ve koyun koyuna sarılıyorlar, çıt çıkarmadan, duyulmasındiye nefes bile almadan.../_np/8932/12638932.jpg
*
Korkunç bekleyiş başlıyor.
*
Bir dakika.
İki dakika.
Üç dakika.
Saniyeler...
Asırlar gibi adeta.
Önce şangırtı duyuyorlar.
Pencere.
Kırılıyor.
Sonra, ayak sesleri...
Salondalar.
Vahşi haykırışları geliyor.
Ve, tekmeyle açılıyor banyonun kapısı...
Üç Rum.
Tarıyorlar.
33 el.
*
Evet, merhum gazeteci Sami Coşar tarafından çekilen ve hafızalarımıza mıh gibi çakılan “ofotoğraf”ın öyküsü bu...
Kanlı Noel.
*
Alnından vurmuşlardı Mürüvvet Hanım’ı, yedi yerinden daha...
Murat’tan üç kurşun çıktı.
Kutsi’den iki.
*
Evin direği, baba, tabip binbaşı, evde değildi o sırada... 103 Türk köyü basılmıştı son üçgünde, yaralılar vardı... Gönyeli’ye gitmişti. Göreve.
*
Bir babanın başına gelebilecek en büyük felaketi yaşayan bu tabip binbaşı, evlatlarınıncenazesini bizzat kendi elleriyle yıkadı... Minik bedenleri santim santim yokladı, Hakan’dakurşun izi bulamadı. 10 aylık bebecik... Vücudunu yavrularına siper etmeye çalışan anacığının altında kalmış, nefessizlikten boğularak can vermişti çünkü.
*
Sonra?
*
Rum taburu vardı oralarda...
Nizamiyesinde şu yazıyordu:
“Cesursan, gel al!”
*
Türk taburu kuruldu oraya...
Nizamiyesine şu yazıldı:
“Cesurum, geldim aldım!”
*
Bugün, oralarda, utanmadan, Türkiye defolsun gitsin diye “hastir” pankartı açan Rumdalkavuğu lavuk!
Yüreğin varsa...
Gel de al.

Cumartesi, Temmuz 17, 2010

Google'da Çift Kullanıcı Dönemi

Google'dan yeni bir hizmet daha. Google son dönemlerde devletlerle arasında ki problemleri çözmekle meşguldü. En son Çin ile bir kriz yaşamamışlardı. Hatta Çinden çekilme kararı alıp daha sonrada vazgeçmişlerdi ve Çinde Google'ın işletme ruhsatını yenilemişti. Çekilme yerine ülkedeki faaliyetleri daraltma yoluna gitmişlerdi. Ondan öncede ülkemize youtube giriş için konulan engeli kaldırmak için bir heyet göndermişlerdi. Bütün bunlardan sonra google'ın karizması biraz çizilmişti ve olumsuz bir intiba oluşmaya başlamıştı.

Tek bilgisayarla iki farklı kullanıcı

Google da bu olumsuzlukları silmek için ücretsiz hizmetlerini arttırmaya ve daha etkili hale getirmeye başlamış. Bu doğrultuda ilk adım tek bir bilgisayar iki kullanıcı için hizmet sunmaya başlayacak olması...

Bu sayede firmanın ücretsiz hizmetlerinden aynı anda iki farklı kullanıcı adıyla yararlanabileceğiz. Henüz test aşamasında olan bu hizmet Ayarlar menüsünden yapılacak ufak bir değişiklikle aktif olacak ve mevcut hesaptan çıkmadan başka bir hesapla google servislerinden yararlanmaya devam edebileceğiz.

Resimde de göreceğiniz üzere yararlanabileceğimiz servisler:Google Calendar, Google Reader, Google Docs, Google Sites ve Google Code.

Cumartesi, Nisan 24, 2010

İnternet İçerik Düzenleme Çalıştayı

Bu yıl ikincisi düzenlenen İnternet Erişim Engelleme ve 5651 Sayılı Kanun Çalıştayı dün sona erdi. Çalıştay Kocaeli - Kartepede yapılmış. Çalıştay sonunda "Kartepe Kriterleri" adında 13 maddeden oluşan bir sonuç belgesi yayınlandı. Bu sonuç belgesi çalıştaya katılan 40 kurumdan seçilmiş toplam 65 kişiden oluşan bir komisyon tarafından hazırlanmış.

65 kişi arasında hakim, savcı, yargı mensupları ve devlet görevlileri de varmış. Bu yüzden bu kararların yaptırım gücü olmasa da katılanların bu işi yönetenlerin olması, çalıştay dan çıkan sonuçların kullanılabileceğinin anlamını taşıyor. Bazı maddelere değişik kurumların itirazları olduğu belirtilmiş fakat bunların kimler olduğu söylenmemiş. Bazılarına göre de bu kriterler çığır açabilecek nitelikte. Her neyse sonuç olarak belki ileri ki zamanlarda youtube ve benzeri sitelerdeki yasak kalkar. Böylece kafamızı toprağa gömmekten vazgeçeriz ve istediğimiz almak için savaşmamız gerektiğinin farkına varırız. Kriterler aşağıdaki şekilde;


KARTEPE KRİTERLERİ


20 –22 Nisan 2010 Kartepe / Kocaeli

Bu çalıştayın katılımcılarının çoğunluğuyla, İnternetin insanlığın önünde yepyeni ufuklar açtığını hatırlayarak, internetin bilginin ve fikirlerin özgürce dolaşması için etkin bir araç olduğunu, bu aracın kullanılmasında anonimlik ve mahremiyetin korunması gereken değerler olduğunu gözeterek, internetin kötüye kullanılarak bireysel hak ve özgürlüklere zarar verebileceğini de gözönüne alarak, internetle ilgili kısıtlamaların temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmadan sadece evrensel hukuka uygun kanunlarla ve yargıç kararıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek;

Aşağıda sayılan temel ilkeleri kamuoyuna açıklamayı kendilerine görev bilmişlerdir.

İLKE 1 – İnternette fikir ve düşüncelerin yayılmasında büyük rol oynayan Web 2.0 siteleri (bloglar, forumlar, video siteleri, sosyal ağlar vs) çok sesliliğin ve demokrasinin bir parçası olarak anlaşılmalıdır.

İLKE 2- İnternetin tüm aktörleri, öncelikle özdenetim mekanizmasını (proaktif müdaheleler) işletmeli, hukuka aykırı içeriklerin önlenmesi için “Uyar – Kaldır” prensibini de benimsemelidir. Kamu otoritesi, özdenetim mekanizmalarını ve sivil inisiyatifleri desteklemelidir.

İLKE 3- Erişim engelleme kararları, ön inceleme raporu ve hukuki gerekçeleriyle birlikte sadece yargıç kararıyla mümkün olmalı, bu kararlara itiraz prosedürü hızlı ve etkin olarak yapılandırılmalıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, kanunla açıkça yetkili kılınmış merci veya Cumhuriyet Savcısı tarafından verilebilecek erişim engellenmesi kararları, 24 saat içerisinde yargıç onayına sunulmalı. Onaylamama halinde erişimin engellenmesi kendiliğinden kalkmalı

İLKE 4- Erişim engelleme kararları, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek, ancak ve ancak son çare (ultima ratio) olarak bir koruma tedbiri olarak görülmelidir.

İLKE 5- İnternet sitelerine erişimin engellenmesi kararlarının yerine getirilmesi TİB tarafından sağlanmalıdır ve ilgili mevzuat düzenlenmesi yapılmalıdır. Erişim engelleme kararlarında ve engellenen sitelerin girişinde, engelleme sebebi, gerekçesi, tedbirin süresi ve itiraz prosedürü açıkça belirtilmelidir.

İLKE 6 – 5651 sayılı yasada öngörülen katalog suçların kapsamı yeniden değerlendirilmelidir.

İLKE 7- Bir internet sitesinin tamamına erişimi engellemek yerine, sadece zararlı ve hukuka aykırı içeriklerin engellenmesi yoluna gidilmesi ve bu içerikleri oluşturanların yargılanması sağlanmalıdır. İnternetin Uluslar arası karakteri gözönüne alınarak diğer ülkelerle işbirliğine gidilmeli, Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi imzalanması konusunda çalışmalar hızlandırılmalıdır.

İLKE 8- Erişim ve yer sağlayıcı tarafından tutulan trafik kayıtlarının doğruluğunu, değiştirilmezliğini ve bütünlüğünü sağlayacak tedbirler alınmalı, bu kayıtların sadece adli makamlarca ve delil elde etmek amacıyla sınırlı olmak üzere gizliliği sağlanmalıdır.

İLKE 9- İnternet’in özgür doğası dikkate alınarak, İnternet medyasının tanımlaması yapılmalı, getirilen kriterler eşliğinde internet medyası, basına tanınan cezai sorumluluk ve dava sürelerine ait hak ve özgürlüklerden tamamen yararlanabilmelidir.

İLKE 10 – Devletin internet konusundaki ana görevi, topluma ilköğretimden itibaren eğitim vermek ve bilinçlendirme yapmakla sınırlı olmalıdır. İnternetteki zararlı içeriklerden çocukların korunması amacıyla, uzmanlar tarafından içerik sınıflandırması yapılmalı ve aileler ücretsiz çocuk filtresi kullanması yönünde özendirilmelidir.

İLKE 11 – Çocuk Pornografisi çok önemlidir. Sadece 5651 ile sınırlı kalmamalıdır. Daha özel bir düzenleme yapılmalıdır.

İLKE 12 – İnternet ortamında işlenen suçlarda açıkça yetki düzenlemesi yapılmalıdır. Yargıda uzmanlaşamaya önem verilmeli, bilirkişilik müessesesi daha işlevsel hale getirilmelidir. Kurumlar arası işbirliği tanımlanmalıdır.

ILKE 13- Uygulamacıların eğitimi ve farkındalığı sağlanmalı


Daha deteylı bilgi içn: 5651 Çalıştayı

Cumartesi, Mayıs 30, 2009

Bu fotoğrafta ne görüyorsunuz?

Ertuğrul Özkök dün, bu başlığı attı.


Ve, bu fotoğrafı koydu yazısına... Tekerlekli sandalyede oturan kişi, zırhlı aracının altındamayın patlaması sonucu bacağını kaybetmiş Amerikalı bir asker... Etrafındakiler ise, gönüllü bir kuruluşun üyeleri... Çeşitli mesleklere sahip olan bu gönüllüler, gaziler için evinşa ediyormuş... İşi, sadece devlete, sadece askere bırakmamışlar yani... "Şehityakınları ve gaziler, feragat ve fedakárlık isteyen savaşların kutsal emanetleridir"diyor Ertuğrul Özkök ve soruyor: "Bizler, yani, evladını oralarda kaybetmemişinsanlar, bu tarifsiz ıstırabı paylaşmak için ne yapıyoruz?"

*

Onu da ben yazayım.

*

Birincisi...

Askerlik mecburi olmadığı halde, ABD’yi yöneten insanların çocukları da o savaşlaragidiyor... Bizde, Mümtaz Soysal’ın oğlu gibi istisnalar hariç, Güneydoğu’da askerlik yapanmilletvekili-bakan çocuğu bulamazsınız... Çoğu, askerlik bile yapmaz... Bundan öncekiBaşkan’ın babası, Baba Bush, savaş pilotuydu, vuruşurken Japonlar tarafından düşürüldühatta... Şimdiki Başkan Obama, savaş kahramanı değil... Ama, hiç olmazsa, Şehit ve Gazilerden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na, 4 yıldızlı bir generali, sol bacağından yaralanmış,Vietnam gazisi Eric Shinseki’yi getirdi... Ki, bizde, bırakın bir savaş kahramanı generalinkabineye alınmasını, tutuklanmamaları mucize.

*

İkincisi...

Hakkári’de aracının altında mayın patlaması sonucu, 5 arkadaşıyla birlikte şehit düşenuzman çavuş Ziya Bener’in Yozgat Arslanhacılı Köyü’ndeki baba ocağı...

*

Bu fotoğrafta ne görüyorsunuz?

Bir silah arkadaşı.

Bir bardak soğuk su.

Hürriyet/Yılmaz ÖZDİL